17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden tam 26 yıl geçti. Binlerce insanımızı toprağa verdiğimiz o kara gecenin acısı hâlâ taze. Ancak aradan geçen çeyrek asra rağmen, şehrimizin depreme ne kadar hazır olduğu sorusu, yüreğimizde bir yara olarak durmaya devam ediyor. "Depremi unuttuk mu?" sorusu, aslında bir makaleden çok daha fazlası; toplumsal vicdanımıza yöneltilmiş bir sitem.
26 Yılın Muhasebesi: Yeterli Önlemler Alındı Mı?
Geride bıraktığımız 26 yıl, depremden sonra adeta sıfırdan inşa edilen bir şehir hikayesini anlatıyor. Peki, bu süreçte yeterli önlemleri alabildik mi? Kent olarak yorgun ve yaşlı binalarımızı yenileme konusunda ne kadar yol kat ettik? Maalesef bu sorunun cevabı olumlu değil. İnsanımızın para ve makam hırsı, can güvenliğini arka plana attığı sürece, gerekli adımları atmakta zorlanıyoruz. Hatta adım atmak isteyenlere bile engel olabiliyoruz.
Bu duruş, 17 Ağustos 1999'u unuttuğumuzun ya da en azından unutturulduğunun en somut kanıtı. Can güvenliğimiz değil, ticari rant güvenliğimiz önceliğimiz hâline geldi. Bu zihniyetle, gelecekte yaşanabilecek olası bir depremin yıkıcı sonuçlarına karşı ne kadar hazırlıklı olabiliriz?
Kentsel dönüşüm, depreme hazırlığın en kritik adımlarından biri. Ancak aradan geçen 26 yıla rağmen şehrimizde bu konuda ciddi bir ilerleme kaydedilemedi. Şehir merkezindeki eski ve riskli yapı stoğu, olası bir depremde büyük bir tehlike oluşturuyor.
Bu noktada, kentsel dönüşümde ısrarcı bir duruş sergileyen ve Sakarya'ya bu konuda umut veren Yusuf Alemdar'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Yusuf Başkan'ın göreve gelmesiyle birlikte kentsel dönüşümün artık bir siyasi söylemden çıkıp, eyleme dönüşmesi için kararlı bir mücadele başlattığını görüyoruz. Şehrimiz, bu hayati meselede ısrarcı ve kararlı bir liderle şanslı.
26 yıl önce yaşadığımız acıları tekrar yaşamamak için kentsel dönüşüm projelerine topyekün destek vermeliyiz. Unutmamalıyız ki, bu sadece bir imar meselesi değil, bir beka meselesidir. Kentsel dönüşüm, binalarımızı yenilemenin yanı sıra, geleceğimizi, çocuklarımızın güvenliğini inşa etmek demektir.
Depremi unutmak, en büyük felakete davetiye çıkarmaktır. Can güvenliğimizi rant hırsına kurban etmemek için, kentsel dönüşüm konusunda gösterilen çabalara omuz vermek, her Sakaryalının ortak sorumluluğudur. Unuttulan 17 Ağustos'u hatırlamak ve bu konuda atılan her adımı desteklemek, yitirdiğimiz onca cana olan vefa borcumuzdur.
Yorumlar
Kalan Karakter: