Hendekspor, Bölgesel Amatör Lig’de (BAL) kritik bir viraja girerken, son iki haftada yaşanan 5 puanlık kayıp camiada soğuk duş etkisi yarattı. Turhan Sofuoğlu ve öğrencilerinin sahada verdiği mücadeleye, tribünlerin ve kentin ileri gelenlerinin ne kadar destek olduğu ise büyük bir soru işareti.
Kendi evimizde alınan mağlubiyet ve deplasmandaki beraberlik sonrası şampiyonluk yolunda ağır yaralar aldık. "Nazarlık" diyerek geçiştirdiğimiz bu kayıplar, ligin 19. haftasındaki Gülsuyuspor maçıyla birlikte son bulmak zorunda. Ancak sahada ter döken futbolcu kadar, tribünde gırtlak patlatan taraftara ve protokole de ihtiyaç var.
Hendekspor bu şehrin en büyük markası, en gür sesidir. Fakat tribünlere baktığımızda birkaç ilçe başkanı dışında ne bir siyasi temsilci ne de bir destek görüyoruz. Beyler, hatırlatalım: Bu takım sadece iyi günde fotoğraf karesine gireceğiniz bir basamak değil, bu şehrin kimliğidir. Kötü günde takımın elinden tutmayanların, yarın başarı gelince kürsüye çıkmaya hakkı olmayacaktır.
Daha önce de uyardık; tribünler birer sinema salonu değil, rakipler için "cehennem" olmalıdır. Misafir ekipler Hendek deplasmanına gelirken ayakları titremeli. Oysa biz ne yapıyoruz? Gelen takımı adeta evindeymiş gibi ağırlıyor, sessizce çekirdek çitliyoruz.
Çukur taraftar grubu olmasa trübünde neredeyse bağıran yok gencecik çocuklar sevdası uğruna yağmur çamur kar demeden deplasman deplasman takımına destek çıkıyor ve bu gencecik çocuklar Gülsuyuspor maçı için hazırlıklarını tamamladı. Şimdi sıra Hendek halkında, sivil toplum kuruluşlarında ve iş dünyasında.
Küllerimizden yeniden doğmak, bu ölü toprağını üzerimizden atmak zorundayız. Siyasetçisinden esnafına, gencinden yaşlısına herkes bu hafta o stadı doldurmalı. Bu sadece bir futbol maçı değil, Hendek’in onur mücadelesidir.
Soruyoruz: Bu şehre, bu takıma, bu isme bugün sahip çıkmayacaksanız... ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN?
Yorumlar
Kalan Karakter: